11/15/2006

ÜÇ DİKKAT(Üç Bilinç Hali):

Bir bütün olarak var oluşumuz algılanabilen iki bölümden oluşur: Bunların birincisi, hepimizin algılayabildiği cismani beden, ikincisi ise yalnızca “görücü”lerin algılayabileceği bizlere devasa saydam yumurtalar görünümü veren bir koza olan saydam bedendir.


Büyücülüğün en önemli amaçlarından biri bu saydam kozaya ulaşabilmektir. Bu amaç rüya görmenin incelikli bir biçimde kullanımı ve yapma-ma adı verilen ve oldukça titizlik gerektiren dizgisel bir uygulama ile gerçekleşir. Yapma-ma tüm varoluşumuzu, saydam kısmin farkına varmaya yönelten alışılmadık bir eylemdir.

Bilincimiz gelişigüzel üç bölüme ayrılır:

Bu bölümlerin en küçüğüne Birinci Dikkat adı verilir. Bu her normal insan tarafından gündelik yaşamla başa çıkabilmek için geliştirilen bilinçtir ve cismani bedenin farkındalığını kapsar. Bu hayvansal dikkattir. Deneyim süreci sayesinde gündelik hayatın sayısız yönünü gerçekten halleden karmaşık, detaylı ve son derece hassas bir yetenek olarak gelişir. Diğer bir deyişle insanın düşünebileceği her şey ilk dikkatin parçasıdır. İlk dikkat sıradan bir insan olarak her şeyimizdir. Hayatımızı bu kadar kesin yöneten bir tesirin altında İlk Dikkat, sıradan bir insanın sahip olacağı en değerli varlıktır. Belki bizim en değerli varlığımızdır.

Görücülerin “gördüklerine” göre ilk dikkat farkındalık parıltısının çok yüksek bir parlaklığa ulaşmış halidir.

Daha geniş olan ve İkinci Dikkat adı verilen bölüm, saydam kozamızı algılayabilmemiz için gerek duyduğumuz farkındalıktır. Saydam bedenin farkındalığını kapsayan İkinci Dikkat, özenli bir eğitim süreciyle yada ani bir sarsıntı sonucu ortaya çıkmadığı taktirde yaşamımız boyunca geri planda kalır. İkinci Dikkat, farkındalık parıltısının daha karışık ve uzmanlık gerektiren bir durumudur. Bilinmeyenle ilgilidir. İnsanın kozası içinde kullanılmayan yayılımlar değerlendirilirse oluşur. İkinci Dikkat uzmanlık gerektirir. Bunun sebebi bu kullanılmayan yayılımları değerlendirmek için bir insanın alışılmadık, ayrıntılı taktikleri üstün bir düzenle ve yoğunlaşmayla uygulaması gerektirdiğindendir. İnsanın rüya görürken rüya gördüğünün ayırdına varacak yoğunluğa ulaşması İkinci Dikkatin ön koşuludur. Bu yoğunlaşma şekli günlük hayatla uğraşırken sahip olduğumuz bilinçlilik gibi bir bilinçlilik türü değildir. İnsanın imgeleyebileceği en geniş alandır. Hatta öyle geniştir ki sınırsız sayılabilir.

Bilincimizin en büyük parçasını oluşturan son bölümse Üçüncü Dikkat adını alır. Bu cismani ve saydam bedenlerimizin farkındalığının tanımlanamaz özelliklerini kaynaştıran sınırsız bilinçtir. Bir kişi Üçüncü Dikkat’in alanına girerse tüm varlığı gerçek özüne yani bir enerji patlamasına dönüşür. Savaşçıların dövüştükleri alanlar, Üçüncü Dikkat’e ulaşabilmek için bir tür eğitim niteliği taşıyan İkinci Dikkat’tir. Ulaşılması güç ama bir kez ulaşıldıktan sonra son derece verimli olan bir durumdur bu. Üçüncü Dikkat’e, farkındalık parıltısı içten gelen bir ateşe dönüştüğü zaman ulaşılır. Ölüm anında tüm insanlar bilinmeyene girer, fakat bazıları çok kısa bir an için ve sadece “Kartal”ın besinini arıtmak için üçüncü dikkate ulaşır.

İnsanın üstün başarısı, bu dikkat derecesine yaşam gücüne sahipken, titrek bir ışık gibi “Kartal”ın gagasına doğru yuvarlanan bedensiz bir farkındalığa dönüşmeden ulaşmaktır.

0 yorum: