KEDER:
Gündelik işlerin geçici huzuru bizleri uyuşturur, bu yüzden hareketli yaşamlarımız boyunca bu dalgınlık düzeyinin ötesine geçme olanağı bulamayız.
Yaşamımız sona ermek üzereyken yazgı ile kalıtımsal dalgınlığımız değişik bir yapı kazanır. Günlük işlerimizi bir sis perdesi arkasından görmemizi sağlamaya başlar. Ne yazık ki bu uyanış her zaman dalgınlığımızı işlevselliğe ve olumlu bir buluşa dönüştürecek gücümüz kalmadığında, yaşlanmadan doğan güç kaybı ile birlikte gelir. Bu noktada elimizde kalan , şekilsiz , acı bir kederdir. Açıklanamayan bir şeye duyulan özlem ve bunu kaçırmış olmanın basit öfkesi.
0 yorum:
Yorum Gönder